CANLI BOMBA PSİKOLOJİSİ

CANLI BOMBA PSİKOLOJİSİ

yönetim

     CANLI BOMBA PSİKOLOJİSİ

     Yakın zamanda Ankara, Paris ve Gaziantep'te yaşanan terör eylemlerinde saldırganların üzerlerindeki bombaları patlatmaları sonucu pek çok vatandaşın ölümü ve yaralanması söz konusu oldu. Bu haberlerle birlikte "canlı bomba" konusunun tekrar ısınması ve artık daha sık karşılaşılır olması, gözleri canlı bomba psikolojisine çevirdi. 

       Bir insan nasıl canlı bomba olabilir? Ve neden?

  Psikolojik ve sosyolojik faktörlere baktığımızda, kişilerde zeminin kayganlaşmasına sebep olacak bazı handikaplar bulunduğu söylenebilir. Tahmin edilebileceği üzere düşük sosyoekonomik seviye ve ailede varlığı onanmamış olan çocuklar risk grubundadır diyebiliriz. Bir şekilde (tecavüz çocuğu, üvey evlat vs.) istenmeyen, kabul edilmeyen ve tabiri caizse görülmeyen çocuklar ait hissetme ihtiyaçlarını karşılayamamaları sonucu hayatlarında hep bir yere ait olma döngüsü ve dürtüsünü hissedebiliyorlar. Sonuç olarak doyuma ulaşmak isteyen arzular, kişilerin gördükleri yerin özellikleri konusunda bir değerlendirme yapmalarını engelleyebiliyor. Ayrıca canlı bomba olarak saldırılara katılan kişilerin  hali hazırda psikolojik bir rahatsızlığı bulunan, boşlukta hisseden bireyler olmaları da olası görülüyor. Değerlendirme, analiz yapma, karar verme gibi bilişsel yetilerini tam performansla kullanamayan ve duygusal açlıkları bulunan kişilerin çare olarak bir gruba dahil olma yolunu seçmeleri de bir diğer faktör. Bir gruba ait olarak kendini değerli hisseden bireyler grubun amaçlarına ters düşen, gruba yönelik olumsuz algılanan durumlar karşısında doğrudan kendilerine yapılmış bir aşağılanma, haksızlığa uğradığını düşünme algısı ile harekete geçebiliyorlar. Burada bir intikam mekanizmasının çalıştığı açıkça görülebiliyor. Kişinin sınırlarının eridiği, grup ve bireyin çıkarları arasında bir fark kalmadığı, ikisinin aynı olarak algılandığı bir durum söz konusu oluyor. Sonuçta, gruba gelen bana gelmiş sayılır düşüncesi ve motivasyonuyla ciddi sonuçlar barındıran saldırılar ortaya çıkabiliyor. Kişilik özellikleri ve yapısı bazında bakıldığında ise antisosyal eğilimli bireyler, kurallara uymak ve diğerlerinin hak ve sınırlarını korumakla ilgili pek çok problem yaşamaktalar. Dolayısıyla saldırganca davranışlar, şiddet ve kavgaya karışma eğilimleri bulunmakta. Onların bu özellikleriyle toplumda daha fazla yıkıcı davranışta bulunma riskleri, canlı bomba psikolojisinin arkasında yatan gizli sebeplerden biri olabilir.

     Peki tüm bu dezavantajlı özellikler karşısında kişi çaresizce sürüklenecek midir? Tek faktör kişisel özellikler midir? Elbette kişisel özelliklerin yanında karşıdaki kişilerin davranışları da büyük öneme haiz. Zira canlı bomba eğitiminde psikolojik ve sosyal açıdan baskı, yapılan işi yüceltme beyin yıkama adına birtakım oyunlar söz konusudur. Grupta yapılması gereken şeylerin yapılmaması durumunda gruptaki yerini, saygınlığını, sevgiyi kaybedeceği yönünde verilen sinyaller kişide sosyal bir baskı hissi oluşturabiliyor ve bu durum kişinin eylemi yapma olasılığını artırıyor. Burada bilincin uyutulması, düşünme yeteneğinin bastırılması ve duygularla hareket etmeye yönlendirilmesi sonucu kişide sorunları tek yolla çözebileceği  inancı oluşturuluyor. Geriye sadece belli ritüellerle yüceleştirilerek grupça inanılan bu eylemin şarkılar ve şiirlerle bir dava haline gelmesi kalıyor. Kimi örgütlenmelerde öteki dünya ile ilgili birtakım vaatlerin verilmesi, orada çok mutlu zamanların olacağı yönünde telkinlerde bulunulması dünyada yaşamın anlamına ulaşmamış bireylerin davalarını gerçekleştirmesi için bir motivasyon kaynağı oluşturabiliyor. Ayrıca cinsiyetler açısından bakıldığında kadınların canlı bomba olarak daha çok tercih edilmesi, daha duygu yüklü ve sahiplenici olmalarından kaynaklı olabilir. 

     Sonuç olarak bakıldığında terörde artık eylemlerin azalıp intihar saldırılarının artmasının söz konusu olduğunu görüyoruz. Zaman ayarlı bir bombadansa canlı bomba saldırıları daha korkutucu ve toplumda daha büyük yankı uyandırıcı nitelikte. Buna ek olarak seküler örgütlerde bulunan kahraman olma, dini örgütlerde bulunan şehit olma inancı da kişinin bir iz bırakabilme ve kalıcı olma yolunda attığı bir diğer kararlı adımı oluşturuyor olabilir. Canlı bomba intihar saldırısı öyle bir kararlılık ihtiva ediyor ki saldırgan, intihar öncesi sendromda görülen bir iç huzuru ve soğukkanlılıkla veda mektubunu yazıp yakınlarıyla eğlenceli vakit geçirerek son adıma gelebiliyor:

     Ölmek ve öldürmek... 

.